Sallama Hangi Yöreye Ait? İzmirli Genç Bakışıyla Bir İnceleme
Sizi Edom’da “Sallama hangi yöreye ait” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.
Sallama… Ah, o tatlı mı tatlı, bazen sinir bozucu ama genellikle kahkaha garantili eylem. Arkadaş ortamında biri bir şey söyleyip, diğeri “Yaa, sallama!” dediğinde hepimiz hemen gülümsüyoruz. Ama işin aslına bakarsanız, “Sallama hangi yöreye ait?” sorusu, sadece bir kelimenin kökenini merak etmekten daha fazlası. Bu, karakterimizin mizahıyla, günlük hayatın absürtlüğüyle ve insanın kendi iç dünyasında yaptığı küçük sorgulamalarla harmanlanmış bir keşif yolculuğu.
Arkadaş Ortamında Sallama
Geçen hafta kafede oturuyoruz, kahve elimde, arkadaşlar sohbet ediyor. Biri dedi ki:
— “Bu hafta sınavdan 100 alacağım.”
Hemen içimden geçirdiğim klasik İzmirli tepkim:
— “Sallama ya, sen geçen sefer 40’tı, hatırlıyor musun?”
Ve tabii ki kahkahalar. Ama bu kahkaha arkasında bir bakış açısı var: “Sallamak” sadece yalan söylemek değil, aynı zamanda abartmak, bazen kendini övmek, bazen de durumu komik hale getirmek için yapılan bir oyun. İzmirli genç olarak, biz bunu doğal olarak yaparız; hem eğleniriz hem de hafifçe sınırları test ederiz.
Sallamanın Anatomisi
Sallama, kelimenin kökeni olarak Türkçede genellikle “abartmak, yalan söylemek, durumu büyütmek” anlamına gelir. Ama İzmir’de yaşayan biri olarak, ben bunu daha çok “içten içe herkesin bildiği ama gülüp geçildiği şey” olarak tanımlıyorum. Mesela, geçen gün metroda yaşadığım bir olay:
Yanımdaki çocuk heyecanla:
— “Dün gece uzaylı gördüm!”
Ben:
— “Sallama ya, ne uzaylısı?”
Ama sonra düşündüm: Acaba gerçekten gördü mü? Ya da hayalinde mi yarattı? İşte bu noktada içsel diyalog başlar: “Belki de ben çok ciddi düşünüyorum, o sadece eğleniyor.”
Bu küçük içsel sorgulama, işin mizahi kısmını besler. İzmir’de böyle bir şey söylerseniz, hemen gülünür. Ama İstanbul’da ya da başka bir yerde aynı cümleyi kurarsanız, karşınızdaki kişi belki kafasını kaşır ve “Ne?” der. Yani yöresel ruh, sallamanın algılanışını etkiler.
Sallama ve İzmirli Mizahı
İzmir’de büyümek, insanın hem içten düşünmesini hem de dışa dönük espriler yapmasını öğretiyor. Ben de buna sadığım. Bir yandan ciddi bir şekilde “Sallama hangi yöreye ait?” diye düşünüyorum, diğer yandan arkadaş ortamında kendimi tutamayıp şunları söylüyorum:
— “Sen geçen gün sakız çiğnerken ne yaptığını hatırlıyor musun? Sallama!”
Herkes gülüyor, ben de gülüyorum ama içimde ufak bir melankoli var: “Acaba çok mu ciddiyim ya da çok mu oyunbaz?”
İzmir’de insanlar genellikle mizahı sever. Bu yüzden sallamak, bir nevi sosyal yapıştırıcıdır. İnsanlar arasında güven oluşturur, sınırları hafifçe test eder, ve aynı zamanda bir iletişim şeklidir. Hatta öyle ki bazen kendi kendime konuşurken bile “Aa, sallama mı ediyorsun yoksa gerçek mi söylüyorsun?” diye soruyorum. Bu, günlük hayatta kendi iç mizahımı besleyen bir ritüel gibi.
Kısa Diyaloglarla Sallama Gerçekliği
Geçen gün marketteyim, kasiyerle kısa bir diyalog:
— “Bu elmalar çok ucuzmuş, herhalde sallıyorsunuz.”
— “Hayır efendim, gerçekten öyle.”
İşte burada “sallama” kelimesi hem şüpheyi hem de mizahı bir araya getiriyor. İnsanlar çoğu zaman abartılı bir şey duyduklarında önce kahkaha atar, sonra düşündükleriyle karşılaştırır. Bu, İzmir’in günlük yaşamında sıkça karşılaştığım bir durum.
Sallama Hangi Yöreye Ait? Aslında Çok Basit
Şimdi gelelim ana soruya: Sallama hangi yöreye ait? Aslında öyle tek bir yörenin ürünü değil. Ama işin mizahi tarafı, İzmir’de yaşayan biri olarak, biz bunu daha çok “arkadaş ortamında doğal ve sevimli” bir şekilde kullanıyoruz. Ankara’da, İstanbul’da veya başka şehirlerde de kullanılır elbette, ama ruhu İzmir’de biraz daha hafif, biraz daha esprili, biraz da göz kırpan bir enerjiye sahip.
Bazen kendime soruyorum: “Acaba ben de fazla mı sallıyorum?” Ama sonra fark ediyorum ki, mizahın ve hayal gücünün sınırlarını zorlamak, insanı hem sosyal hem de duygusal olarak besliyor. Sallamak, sadece bir kelime değil; bir deneyim, bir kültürel yansıma ve bazen de hayatı hafifletmenin yolu.
Gündelik Hayatta Sallama
İzmir’de tramvayda, kafede, sokakta her gün yaşanan küçük anlar, sallamanın hayatın içine nasıl nüfuz ettiğini gösteriyor. Arkadaş ortamında biri iddia yapıyor, diğeri “Sallama!” diyor ve kahkaha patlıyor. Ama aslında bu, ciddi bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor: “Acaba gerçekten mi, yoksa sadece eğlence için mi söylüyor?”
Kendi kendime de bunu sık sık yapıyorum. Mesela dün kendime dedim ki:
— “Bugün spor salonuna gideceğim.”
Ama iç sesim hemen:
— “Sallama, sen geçen hafta da dedin ve gitmedin.”
Ve işte tam bu noktada, hem kendimle dalga geçiyorum hem de fark ediyorum ki, sallamak sadece başkaları için değil, bazen kendi içimizdeki oyun ve mizah için de gerekli.
Sonuç Olarak
Sallama hangi yöreye ait? Tek kelimeyle cevaplamak gerekirse, belirli bir yörenin değil, kültürlerin ve mizah anlayışının birleştiği bir alanın ürünü diyebiliriz. Ama İzmir’de yaşayan biri olarak, biz bunu hafif, espirili ve göz kırpan bir şekilde yaşıyoruz. Günlük hayatın absürtlüğüyle, arkadaş sohbetleriyle, kendi iç diyaloglarımızla, sallama sadece bir kelime değil; bir yaşam biçimi.
Ve evet, kendime itiraf edeyim: Ben bazen çok fazla düşünür, bazen çok fazla espri yaparım. Ama bu ikili hâl, sallamanın ruhunu en iyi yansıtan şeylerden biri. Arkadaş ortamında gülmek, kendinle dalga geçmek ve hayatı biraz hafifletmek… İşte Sallama’nın yeri tam burada.